Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
Atatürk'e göre, Osmanli Imparatorlugu'nun çöküsünü hazirlayan önemli sebeplerden birisi Islamiyet'ten uzaklasmakti:
'Türkler' diyor Atatürk, 'Islam olduklari halde, bozulmaya, yoksulluga, gerilemeye maruz kaldilar; geçmisin batil aliskanlik ve inançlariyla Islamiyet'i karistirdiklari ve bu suretle gerçek Islamiyet'ten uzaklastiklari için, kendilerini düsmanlarinin esiri yaptilar. Gerçek Islam'in çok yüce, çok kiymetli gerçeklerini oldugu gibi almamakta inatçi bulundular. Iste gerilememizin belli basli sebeplerini bu nokta teskil ediyor...
Evet, Türk insaninin yasadigi din gerçek Islam'dan uzak, hurafeler ve batil inançlar üzerine kurulu bir dindi. Bu din, Türkiye'yi karanliga götürüyordu. Bu gidisi durdurmanin tek çaresi vardi: Gerçek Islam'in halka anlatilmasi... Yani hurafeleri, batil inançlari içinde barindirmayan, Atatürk'ün, 'akla, fenne, ilme uygun...' dedigi, dinin özünü teskil eden Kuran'in anlatilmasi gerekiyordu. Atatürk bu amaçla sunlari söylüyordu:
Türkler, dinlerinin ne oldugunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran, Türkçe olmalidir.
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
Türk Kuran'in arkasinda kosuyor; fakat onun ne dedigini anlamiyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapiniyor. Benim maksadim; arkasinda kostugu Kitap'ta neler oldugunu Türk anlasin.
Atatürk, Kuran'a olan bagliligini onu 'Kitab-i Ekmel' yani (En Mükemmel Kitap)diye tanimlayarak dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayi ve Çankaya Köskü'ne hafizlari çagirtarak sik sik Kuran okutmus, ayetler üzerinde incelemelerde bulunmus ve hafizlarla meal ve tefsir konularinda fikir alis verisinde bulunmustu.
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
Atatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanin gerekliliginden, Peygamber Efendimiz'in hayatindan, Asr-i Saadet ve Hülefayi Rasidin (dört halife) dönemlerinden, dinimizin yüceliginden, Allah'in kudretinden söz etmistir. Islam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber oldugunu her firsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayi, dinini ögrenmeyi ögütlemistir.
Din egitiminin öneminin de farkinda olan Atatürk, bu egitimin okullarda verilmesi gerektigini su sözleriyle ifade etmistir:
Her fert din ve diyanetini, imanini ögrenmek için bir yere muhtaçtir. Orasi mekteptir. Fakat nasil ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetistirmek lazimsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetistirecek yüksek müesseselere sahip olmaliyiz.
Atatürk, dinimizin akil ve mantiga uygun oldugunu da asagidaki sözleriyle belirtmistir:
Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardir. Bu ölçü ile hangi seyin bu dine uygun olup olmadigini kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi sey ki akla, mantiga halkin menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir sey akil ve mantiga, milletin menfaatine, Islam'in menfaatine uygunsa kimseye sormayin. O sey dinidir. Eger bizim dinimiz aklin mantigin uydugu bir din olmasaydi mükemmel olmazdi, son din olmazdi.
Islam Dini hakkinda bu kadar güzel fikirlere sahip olan ve her ortamda bu düsüncelerini dile getiren Atatürk, açiktir ki Allah'tan korkan, Allah'in emirlerini elinden geldigi kadar yerine getirmeye çalisan bir Müslümandi.
Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanimis, onun üstün özelliklerini çesitli vesilelerle anlatmistir:
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...
O, Allah'in birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adin silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür.
Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat degil, belirten bir ilim olmalidir. Bu küçük harbte bile askerî dehâsi kadar siyasî görüsüyle de yükselen bir insani, cezbeli bir dervis gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalismamiza katilamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yarali olmasina bakmayarak, galip düsmani takibe kalkismamis olsaydi, bugün yeryüzünde Müslümanlik diye bir varlik görülemezdi.
'O'nun hak peygamber oldugundan süphe edenler, su haritaya baksinlar ve Bedir destanini okusunlar.
Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanli Müslümanla mahser gibi kalabalik ve alabildigine zengin Kureys ordusuna karsi Bedir'de kazandigi zafer, fani insanlarin kari degildir; O'nun peygamber oldugunun en kuvvetli isareti iste bu savastir.
Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e duyulacak sevgiyi tarif ettigi sözleri ise söyledir:
Büyük bir inkilap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karsi beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koydugu fikirleri, esaslari korumakla tecelli edebilir.
Islam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber oldugunu her firsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayi, dinini ögrenmeyi ögütlemistir.
'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanindan çekip alamamistir ve alamaz'
M.Kemal Atatürk
3 Atatürk SD; II, s. 66-67
4 Sadi Borak, Atatürk ve Din, s. 36-37 ( Rönesans,Aralik 1991, s. 61)
5 Izmir, 3 Subat 1923, Atatürk Diyor ki, Varlik Yayinlari, s. 46
6 Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, 1977 (A. Gürtas, s. 41)
7 Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi 1-5, Istanbul 1977 (A. Gürtas, s. 41)
8 Prof. Enver Ziya Karal, Atatürk'ten Düsünceler, Is Bankasi Yayinlari,1969 (A. Gürtas, s. 39)
9 Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c. 2, s. 86 (Atatürk'ün Düsünce Yapisi, G.Tüfekçi, s. 117)"
10 Atatürk'ün S.D. II, 1923, s. 127
11 Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düsünceleri (Atatürk ve Din Egitimi, A. Gürtas, s. 26)
12 Semsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, Cilt: 9, Sayi: 100, 1945, s. 3
13 Hakikati Tasvir, "S. Günaltay'in Anilari"( A. Gürtas, s. 26)
14 Semsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayi 100, s. 4



LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı